Orhan Kalyoncu Yazdı:BİR ARABA RÜYASI

12.12.2017

492 Kişi Okumuş

0 Yorum

Orhan Kalyoncu Yazdı:BİR ARABA RÜYASI

Akşam yemeğini fazla yemiştim. Televizyonda en sevdiğim dizi olan  “Çocuklar Duymasın” yeni başlamıştı ki bir ağırlık çöktü. Uyanık kalmak için çabalamama rağmen, dalmışım.                                                                           Hanım, “çabuk ol, geç kalacağız” dedi. Unutmuşum yola çıkacaktık. İstanbul’da çalışan çocuklarımızı ziyaret edecektik. Bir gün önce arabamızı bakımdan geçirmiş, hazırlanmıştık. Pazardan da köy tereyağı, yumurta, piliç vs almıştık.

Kahvaltıdan sonra Uzunköprü’den yola çıktık. Babaeski’ye yaklaşırken arabanın hararet saati yükseldi ve tehlike sinyali verdi. Babaeski Sanayi Sitesinde bir ustaya gittik. Ölçtü, biçti. “Her şey tamam gözüküyor. Yalnız motor yağı biraz azalmış gibi, onu değiştirelim”, dedi. “Tamam, usta”, dedim. Motora en iyi yağı koydu. İşimiz bitmişti. Yola devam edebilirdik. Bir saat vakit kaybetmiştik.

Bastım gaza tam Çorlu’ya yaklaşmıştım ki hararet saati yine tehlike sinyali verdi. “Eyvah, motora hararet yaptırmayalım!” dedim, içimden. Bu kez yetkili servise gittim. Durumu anlattım. “Randevu almalısınız, hemen bakamayız,  arabayı bırakmanız gerekir” dediler.  Araba eşya yüklü, hanım arabada, nasıl bırakırız? Rica ettim. 2-3 usta geldi. Arabanın kaputunu açtılar, sağına soluna baktılar. Kısa bir görüş alışverişinde bulundular. Birisi, “motor hava yapıyor” diyerek radyatör kapağını açtı, “fıss”, diye biraz hava kabarcığı çıktı. “Tamam” dediler, bir tur at bakalım, tekrar hararet yükselecek mi?”. Bir tur attım. Hakikaten düzelmiş gibiydi. Bastım gaza ama yarım saat sonra yine tehlike sinyali yanıp sönmeye başladı. Bir benzinlikte durup,  arabanın kılavuzuna baktım. Kaputu açıp, motoru havalandırın diye yazıyordu. Neyse Büyükçekmece de bir yetkili servis adresi vardı internette. Aradık, taradık ancak anladık ki gerçekte böyle bir servis yoktu. Bir özel servis bulduk. Usta arabayı bırakmamız gerektiğini söyledi. Bırakamazdık. Yolumuz az kalmıştı. Onun için yola devam ettik.

Nihayet 2,5 saatlik yolu 6,5 saatte kat etmiş, dinlene dinlene Beylikdüzü’ne varmıştık. Ertesi gün ilk işim, iyi bir servis bulup arabayı göstermek olacaktı. Yine internetten en yakın özel servisin Haramidere’de olduğunu gördüm, oradan randevu aldım. Servise gittim. Durumu anlattım. “Arabayı bırakın, bakalım. Yarın gelir, alırsınız”, dediler. “Peki”, diyerek çıktım. Yağmur başlamıştı. Islanmamak için kendimi Metrobüs durağına zor attım. İlk metrobüsle eve gittim. Ertesi gün erkenden kalktım. Bugün arabamı alacaktım. Arabamı teslim aldım. “Deneyin”, dedikleri için bir saate yakın arabayı kullandım. Artık tüm Beylikdüzü, Esenyurt, Bahçeşehir civarını ezberlemiştim. Araba tamam gibi gözüküyordu. Sitenin otoparkına çektim. Artık araba sağlamdı. Öyle ya radyatörü, termostatı da değiştirilmişti.

O hafta sonu dönüş vakti gelmişti. Yola çıktık. Daha Silivri’ye gelmeden sinyal yine yanıp sönmeye başladı. Yolda, benzinliklerde durarak arabayı dinlendirdik. Nihayet 7 saatte Uzunköprü’ye vardık. Hemen Edirne’de her zaman gittiğim eskiden yetkili olan servisine gittim. Randevulu olarak sabah saat 10’00’da gittiğim serviste ancak saat 15.00’te sıra geldi. Hava filtresi ve müşür dedikleri parçayı değiştirdiler. Su pompasını söküp baktılar. Bir makineye bağlayarak yolda hız yaparak harareti test ettiler, “tamam”, dediler. Arabayı teslim ederken, yine yaparsa, bir oto elektrikçisine giderek gösterge tablosunu göstermemi, sorunun ibrenin yanlış göstermesinde olabileceğini de söylemeyi ihmal etmediler. Edirne’den gelirken yine yapar gibi oldu. Bir oto elektrikçisine gösterdim. Baktı. Bunu ancak Keşan Sanayi Sitesindeki bir usta bilir diyerek adresini verdi. Ertesi gün Keşan Sanayi Sitesindeydim. Usta sağına soluna baktı, bilgisayara bağladı, dükkan komşusu motor ustasıyla görüştü. Sonunda tüm gösterge tablolarını sökmeye karar verdi. Belki ibre fazla gösteriyordu. İşlemler tüm gün sürdü. Ancak para etmedi. Uzunköprü’ye gelirken yine sinyal verdi.

Sonunda Uzunköprü’de güvendiğim bir servise gittim. Araba 6 gün serviste kaldı. Motoru sökmüşler. Piston ve kapak contasına bakmışlar, bir şey çıkmamış. İkinci bir müşür varmış, onu da değiştirmişler. Bir de egzoz ses yapıyordu, onları da değiştirdim. Artık yapacak bir şey kalmamıştı. Bakalım, hararet saati yine tehlike sinyali verecek mi?

Birden hanımın sesini duydum. “Kalk, yerine yat”, diyordu. Gördüklerim rüyaymış. Zaten benim arabam yoktu. Araba sahibi olmak ne zormuş.

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

%d blogcu bunu beğendi: