KENT YAŞAMI VE KÜLTÜRÜ

13.11.2017

105 Kişi Okumuş

0 Yorum

KENT YAŞAMI VE KÜLTÜRÜ

İnsan, sosyal bir varlıktır ve bir arada yaşama ihtiyacı duyar. Kentlerde yaşayanların uyması gereken yazılı ya da yazısız davranış kuralları vardır. Tüm bu kurallar kent yaşam kültürünü oluşturur. Buna ilaveten bir kimsenin özgürlük alanının, bir başkasının özgürlük alanı sınırına kadar olduğunu da unutmamalıyız. Kimse gece yarısı pencereye çıkıp avazı çıktığı kadar bağıramaz, arabasının egzosunu bağırtarak hız yapamaz, dinlediği müziğin sesini sonuna kadar açamaz, kahvede ayakkabısını çıkarıp ayaklarını başka bir sandalyeye uzatamaz. Bu örnekleri yüzlerce sayıda uzatabiliriz. Yine geleneklerimize bağlı saygı kuralları vardır. Herkesle, özellikle büyüklerimizle saygılı konuşmak, küçüklerimizi sevmek ve korumak, kadınlara öncelik vermek, özürlü yurttaşlarımıza yardımcı olmak gibi. Toplumu bir arada tutan bu davranışlardır. Bu durum bozulduğunda toplum da bozulur. Çağdaş toplumları sadece yaptırımlar değil manevi duygular da ayakta tutar.

Gençlerine önem vermeyen, yaşlılarına saygı göstermeyen toplumların geleceği de olmaz. O ülkede yaşam çekilmez olur. Bir toplumun huzurlu olması kentlerde ya da taşrada yaşayan insanların sosyal ilişkilerinin bütünü ile özgür olmasına bağlıdır. Herkesin hayat tarzı, siyasi görüş ve dini inanış bakımından özgürce hareket etmesi, bu konularda baskı görmemesi çağdaş yaşam için çok önemlidir. Ekonomik refah da insanların mutluluğunu ve davranışlarını olumlu yönde etkiler.

Kentte yaşayan insanların, binaların sıkışıklığından, trafik yoğunluğundan uzak düzenli ve temiz bir çevrede yaşaması hem anayasal, hem de doğal hakkıdır. Bunu sağlamakta genel ve yerel iktidar sahiplerinin asli görevidir. Komşu ülkelere gidenler orada köpeklerin başıboş gezmediğini, binaların durmadan yıkılıp testere dişi gibi bir ileri bir geri olmadığını, tarihin korunduğunu, meydanların geniş ve yeşil alanların bol, sokakların tertemiz ve güler yüzlü insanlarla dolu olduğunu görürler.

Son yıllarda komşu ülkelere turist olarak giden binlerce vatandaşımız olmaktadır. Alt yapı sorunlarını bitirmiş gibiler. Bacasız sanayi olan turizmden çok kazanıyorlar, bilhassa Türk vatandaşlarından. Orada hizmet sektörü çok gelişmiş. Bizde de, yanı başımızda Enez, Şarköy, Gelibolu, Tekirdağ, Çanakkale gibi sahil kentlerimiz var. Adalarımız da öyle. Niye aynı rağbeti görmüyorlar? Bağımsızlık tarihi 200 yılı bulmayan bir ülkenin kentleri bir yanda ve güzelim ülkemizin 600 yıllık tarihe sahip Trakya’daki kentleri bir yanda. Bizde yerel yönetimler halen alt yapı çalışmalarıyla uğraşmakta, biz yurttaşlar da havasıyla, meydanlarıyla, parklarıyla, sokaklarıyla, pazar yeriyle, terminaliyle çağdaş bir kentte yaşamayı düşlemekteyiz.

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

%d blogcu bunu beğendi: