KADIN ELİ

08.12.2017

137 Kişi Okumuş

0 Yorum

KADIN ELİ

“Dikkatli bir göz, erkek egemen toplumların bütün dünyada sonunun yaklaşmakta olduğunu görecektir. Bu sadece kadın ve erkek arasında eşitsizliğin en aza indiği ya da tümüyle yok olduğu toplumlar bakımından değil, aralarında bizim de bulunduğumuz, erkek egemen anlayışın hala baskın olduğu toplumlar içinde geçerlidir.”

Yukarıdaki sözler, şair yazar Ataol Behramoğlu’nun (1942-İstanbul/Çatalca) bir yazısına aittir. Kadınlar, bizim kadınlarımız her yerde ana olarak, eş olarak evin en ağır yükünü taşırlar. Hem evde, hem işte çalışır, hem de çocuklarını büyütürler. Şanssız bir evlilik yapmışlarsa, acısını çeken, şiddet gören hatta katledilenler de onlardır. Her şeye rağmen direnenler de onlardır.

Ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara, çoğu Avrupa ülkelerinden önce eşit haklar tanıması ileri görüşlülüğünün bir örneğidir. Toplumun yarısını oluşturan kadınların geri bıraktırılması halinde o toplumun gelişemeyeceği gayet açıktır. İstiklal savaşında gerek cephede cephane taşıyarak, gerekse cephe gerisinde hastanelerde çalışarak savaşın kazanılmasında çok büyük rol oynayan kadınlarımıza tanınan haklar, onların ak sütü gibi helaldir.

Günümüzde; kadınlarımızın her alanda çalışarak söz sahibi olduğunu görüyoruz. Üniversitelerde öğretim üyesi, okullarda öğretmen, hastanelerde doktor, hemşire, teknisyen, tamirci, kamyon şoförü, işçi, pilot, bakkal, mali müşavir, banka müdürü, hakim, savcı, müsteşar, milletvekili, bakan, başbakan, parti genel başkanı, yazar, şair, sanatçı, model v.b. Hayatın her alanında kadınlar vardır ve iyi ki vardır. Demokrasimiz de gelişecekse, kadınlar sayesinde olacaktır. Çünkü onlar bu konuda daha samimidirler. Bilirler ki; demokrasi, insan hak ve özgürlükleri geri giderse ilk önce kadınlar mağdur olacaktır. Onun için demokrasiye çok sıkı sarılırlar.

Siyasette kadınların durumuna bakarsak, erkek politikacıların onların yolunu açmak gibi kaygıları pek yoktur. Hatta engellemeleri bile söz konusu olabilir. Ülkemizdeki siyasi yaşamda CHP’si kadınların daha aktif bir biçimde siyasi yaşama katılmaları için tüzüğüne %33 oranında “cinsiyet kotası” koymuştur. Bu tüzük maddesiyle CHP’si kadınların, siyasette daha çok rol almasını hedeflemiştir.

Siyasette; düşünülenin aksine kadın dayanışmasından çok erkek dayanışması görülür. Bir kadın aday ortaya çıktığında, kendi egemenlik alanlarının ellerinden gideceğini düşünen erkek adaylar hemen işbirliğine gidebilirler. Bu da onlara çok doğal gelir. Çünkü yetiştirilirken onlara hep önceliğin erkekte olduğu söylenegelmiştir. Bu da bilinçaltına yerleşmiştir. Ondan dolayı oyun alanlarının ellerinden kayıp gitmemesi için hemen tedbirlerini alırlar.

Halbuki, kadın eli değen her şey pırıl pırıl parlar. Evde, işte, siyasette bu durum hemen fark edilir. Hatta bir kadının olduğu bir ortamda erkeklerin konuşmaları ve davranışları bile değişir, daha nazik olur. Onun için kavga, gürültünün eksik olmadığı, hakaretlerin havada uçuştuğu siyasete kadın eli mutlaka değmelidir. Adil, hakkaniyeti, titiz ve hassas yönetimler ancak bu sayede gerçekleşir.

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

%d blogcu bunu beğendi: