DİNCİLİĞE VE IRKÇILIĞA KARŞI, ATATÜRKÇÜLÜKTE BİRLEŞMEK.

13.11.2017

381 Kişi Okumuş

0 Yorum

DİNCİLİĞE VE IRKÇILIĞA KARŞI,  ATATÜRKÇÜLÜKTE BİRLEŞMEK.

 

10 Kasım…

Türk Ulusunun, Büyük kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete uğurlandığı gün.

Bir insanı yaşatan güç bıraktığı eserleridir. Eserlerinin ayakta kalmasıdır.

Bizler Atamızın bıraktığı Cumhuriyete sahip çıkabiliyorsak, Devrimlerini ve ilkelerini günlük yaşantımızın bir parçası olarak uygulayabiliyor, onları düşünce ve davranışlarımızın odak noktası yapabiliyorsak O’nu yaşatıyoruz demektir.

“Atatürk bir sesti kendini tüm dünyaya duyurdu. Şimdi birçok ses gerek ki; O’nu yeterince söyleyebilmiş olsun .” diyor Ruşen Eşref Ünaydın

.Bu ses genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle Türk ulusudur.

Atatürkçülük, gücünü ve dayanağını şu altı ilkeden almaktadır. Cumhuriyetçilik, Laiklik, Devrimcilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik. Bu altı ilke birbiriyle ilişkilidir. Ve bunlar yeni T.C. Devletinin temelini oluşturmuştur.

Tarihte hiçbir devlette yukarıdaki ilkelerin tamamını biranda gerçekleştirilememiştir.

Yeni T.C.Devletinde gerçekleştirilmesi, Atatürk’ün bir eylem adamı, bir fikir adamı, bir devlet adamı olarak büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Atatürkçülük katı kalıplara bağlı bir doktrin değildir. Toplumun dinamizmine göre değişen, gelişen, yenileşen, çağa uymayı hedef alan bir fikir sistemidir. Atatürk bu yüzdendir ki; Türk Devriminin v e ilkelerinin felsefesini “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Sözüne bağlar. İlim durgun değildir. Sürekli araştırmayı, geliştirmeyi amaçlayan, değişen, gelişen bir eylemler dizinidir.

Atamız, ulusunu çıkarmayı tasarladığı düzeyi şöyle belirtmiştir.”Çağdaş uygarlık düzeyi.”

O, Türk ulusunu ortaçağın karanlıklarından, uygar dünyanın aydınlık yaşamına çıkarmanın uğraşını vermiştir. Çağının ilerisinde Türk ulusunun gideceği yolu, izleyeceği ekonomik, toplumsal, kültürel ve politik çizgiyi belirlemiştir. Çağa uygun davranmak, çağın gerisinde kalmamak, yaşanılan çağa damgasını vurmak Atatürk’te temel ilkedir. Ve kalkınma çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve çağdaş olmakla eşanlamlıdır. Bunu onuncu yıl nutkunda en veciz şekilde şöyle belirtmişlerdir.”Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız.”

Çağdaş uygarlık düzeyi bir ülküdür. Yüksel inmesi, ulaşılması gereken bir ülküdür. Çağdaş uygarlık düzeyi her alanda kalkınmayı öngören bir olgudur. Ekonomik yaşamda, toplumsal alanda, kültürel alanda,bilim ve fen alanında ve Teknolojide.Yani; toplumun bir bütün olarak yeni değerlere bürünmesi,yeni değerleri benimsemesidir.

Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için gericilikten, bağnazlıktan, eski düşünceler ve afakî değer yargılarından kurtulmak gereklidir. Batıl ve boş düşüncelere inanmak, akla ve mantığa uymayan gelenek ve göreneklere bağlı kalmak yerine, akla dayalı, bilimsel düşünceyle hareket etmek gerekir.

Her gün yeni, yeni, bilgilerin, yeni, yeni teknik araçların yaşantımıza girdiği bu yüzyılda eski düşüncelere bağlı kalmak en büyük yanılgıdır.

Bağımsızlığımız, özgürlüğümüz, kalkınmamız, refaha kavuşmamız katı fikirlere sahip olmakta, anlamadan, bilmeden inanmakta değil,

Akla ve mantığa dayalı düşünce ve eylem yapısına ulaşmamızdadır.

Eskiye dönmek karanlığa, yokluğa, cehalete dönmekle eşanlamlıdır. Bize düşen görev aydınlığa, yeniliğe doğru durmaksızın ilerlemektir.

İlerlemek, tüm kazanılanların değerini çok iyi bilerek kardeşçe, birlikte ve aramızdaki sevgi ve saygıyı kaybetmeden, büyüterek ilerlemek…

 

 

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

%d blogcu bunu beğendi: