Ahmet Ürer Yazdı:LAFA DEĞİL İŞE BAK!

22.11.2017

365 Kişi Okumuş

0 Yorum

Ahmet Ürer Yazdı:LAFA DEĞİL İŞE BAK!

“Rotasız gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” Demiş bilge.

Önce geminin rotası belli olacak.

Kentler içinde aynı durum söz konusu.

Kentlerin geleceğe dönük planları olacak.

Kenti yönetenler kentin ileriye dönük gelişmelerini planlayacaklar.

Nasıl bir kent düşünüyorlarsa onun alt yapısının planının yapacaklar.

Turizm kenti, ticaret kenti, tarım kenti, sanayi kenti, teknoloji kenti gibi kentin geleceklerinin planlarını hazırlayacaklar.

Yukarıda saydıklarımızın organize bir şekilde geliştirildiği ve yürütüldüğü kent planı da yapabilirler.

Kentler konumları ve işlevleri itibarıyla dış dünyayla bağlantılı küresel olduğu gibi, bazı kentlerde üreterek veya var olan değerlerini koruyarak geliştirerek yerel olabilir.

Yani küresel ve yerel olabilirler. Veya hem küresel hem de yerel olabilirler.

Buradaki temel düşünce kentlerin planla ve programlı yönetim planının olmasıdır.

Bu planı uygulayacak yeterlilik ve liyakata sahip yönetimlerinin olmasıdır.

Kent yönetimlerinin rekabetçi, yenilikçi ve korumacı olmasıdır.

Korumacılık var olan çevrenin, ekolojinin, ormanların, suların, arkeolojik, tarihi değerlerin korunması ve yaşamın içine bozmadan, değerlerini yok etmeden katılmasıdır.

Peki, bu nasıl sağlanacak?

Bu sağlıklı, ilerici, yenilikçi, katılımcı, bütünlükçü, demokratik, halkçı, paylaşımcı bir yönetimle sağlanacak.

Halkçı derken gerçek halkçılığı kastediyoruz.

Sözde değil, özde bir birlikte yönetmekten, şeffaf, hesap verebilen demokrasiye inanmışların yönetiminden söz ediyoruz.

Yoksa, kent çıkarları yerine rant çıkarlarının ön planda olduğu yönetimlerden söz etmiyoruz.

Bizde Kent yönetimlerinin hazırladığı stratejik planlar var.

Bu planlarda beş yıllık Belediye çalışmaları belirleniyor.

Yasa gereği olduğu için bazı Belediye yönetimleri bunları hazırlarken ne odaların, ne birliklerin, ne STK’ların ne de halkın beklentilerini, öncelliklerini gerçeklerini göz önüne alıyorlar.

Bu planlar Kenti, kentin sosyolojik, kültürel, ekonomik, Tarihi, arkeolojik değerlerini ve kent geçmişini tanımayanlar tarafından hazırlanmaktadır.

İncelendiğinde sanki yasak savma gibi hazırlandıkları da göze çarpar.

Kentler de bu yasak savmalı planların içinde gelişmeden, yenilenmeden, kalkınamadan yuvarlanıp giderler.

Daha hala bu yüz yılda yağmur, kar yağdığında kentler yaşanamaz duruma gelir mi?

Eğer, Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız, Evet!

Çünkü, bu halkın paraları hizmet ve yatırım dışında her yere harcanır.

Belediyeler, eğlence düzenleyen kurumlardır.

Belediyeler, kişisel siyasi gelecek adına paraların harcandığı yerlerdir.

Belediyeler, hizmet giderinden fazla reklam parasının verildiği yerlerdir.

Belediyeler, eşin, dostun halkın parasıyla ağırlandığı yerlerdir.

Belediyeler, amatör gözüken, ama gerçekte profesyonelce paralar harcanan spor kulüplerine para aktarılan, para bulunan yerlerdir.

Belediyeler, sürdürülebilir kent projelerinin olmadığı, olsa da uygulanmadığı yerlerdir.

Belediyeler, yaşanabilir ortamlar için paraların harcanmasında en son sırada yer alan kurumlardır.

Belediyeler, getirimlerin yaşayanlar arasında hakça bölüşülmediği yerlerdir.

Belediyeler, birlikte yönetmenin lafta kaldığı yerlerdir.

Bunu değiştirmek halkın elinde.

Ve bu değişim ancak, Dürüst, liyakatli, iş bitirici, halkçı, paylaşımcı, katılımcı, halkın isteklerine duyarlı, hizmetin odağına insanı yerleştiren, çevre bilinci gelişmiş, tarihe saygı bilinci olan, yöneticilerle mümkündür.

Lafa değil, işe bak!

 

 

 

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

%d blogcu bunu beğendi: