Ahmet Ürer yazdı: “ÇORAK SİYASET”

24.08.2017

428 Kişi Okumuş

0 Yorum

Ahmet Ürer yazdı: “ÇORAK SİYASET”

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu partili Belediye Başkanlarıyla yaptığı toplantıda;

“Mevcut Belediyelerin olduğu yerlerde ön seçim yapmayacağız. Merkez ataması olacak bu nedenle il ve İlçe Başkanını ben seçeyim sonra da onlar da beni seçsin gibi telaşınız olmasın. Siz kendi işinizi yapın. Beldenizi yönetin. Kongrelere müdahale etmeyin, örgütün işlerine karışmayın. Uzlaştırıcı olun.”

Diye konuşmuş. Gerçekte var olan ama konuşulması parti içinde birileri tarafından suçmuş gibi kullanılan konuyu gündeme getirmiş.

Çünkü, uzun zamandan beri parti delege, İl ve İlçe Başkanlığı seçimlerinde liyakat sıfırdı.

Çünkü belediye gücü Delege ve yönetim seçimlerinde etkiliydi.

Partiyi toplumda temsil yeteneği, bilgi, birikim, deneyim gibi değerler dışlanmıştı.

                    “Seçtireyim seni destekle beni.” Temel felsefeydi.

Mahalle delege seçimleri tam bir komedi gibiydi.

Bazı mahallelerde CHP’ye oy vermeyenler delege bile oluyordu.

Parti binasıyla aynı mahalledeki üyelerin parti binasının yerini bilmediğini öğrendim.

Ama bunlar delege seçildiler.

Mahallede listede soyadı aynı altı üye. Altında soyadı aynı beş üye.

Araştırdığımda her iki aileden birer kişinin Belediyede çalıştığını öğreniyorum.

Listede aynı soyadlı dört üye.

Oğullarının Belediyede olduğunu öğreniyorum.

Yine alt sırada aynı soyadlı dört üye. Ne tesadüf belediyede çalışanların kendileri ve yakınları.

Aynı soyadlı iki üye.Belediye de damatları çalışıyor. Onları da üye yapmışlar.

Aynı soyadlı iki kişi. Eş belediyede taşeronda çalışıyor.

Kimisi yardım alıyorum. Diyor. Kimisi işçilik yapıyor. İşini kaybetmek istemiyor.

Üyelerin büyük çoğunluğunun belediyeyle bağlantısı var.

Belediyede yakını çalışmayanların üye olmaları deveye hendek atlatmaktan zor.

Mutlaka yönetime yakın birilerinden veya birisinden teklif gelecek.

Bu üyelerden sağlıklı delege seçimi nasıl olur?

Sandıkta demokrasi kazanır mı?

Liyakatli, bilgili, üretken, deneyimli olanlar nasıl kazanır?

Hür ve özgür irade nasıl kazanır?

Delege seçim günü Belediye Başkanı sandık başında oturuyor.

Aklınca çalışanları ve yakınlarını göz hapsine alıyor.

Bazen yetmiyor. Üyenin işyerine telefon ediliyor. İşçi tam da seçimde oy kullanacağı saatlerde işe çağrılıyor.

Belediyenin gücü delege seçimlerinde en etkili güç oluyor.

AKP li milletvekilleri meclisteki oylamada oylarını açık kullandığı zaman sosyal medyada yazanlar parti seçimlerindeki açık oy kullananları hiç görmediler.

Belediye Başkan yardımcısı sandığın iki metre uzağında konuşlandığı zaman oy kullanan delegeler ona neyi gösteriyorlardı?

Zarfın içine attıkları oyları değil mi?

Yıllarca partide üst düzeyde görev yapmış kişi göstere göstere zarfın içine ne koyuyordu?

Başkası yaparsa demokrasi ayıbı, yandaşlar yaparsa yandaşlık madalyası mı?

Partiye üye dilekçesi verip yıllarca üyelik bekleyenler yok mu? Var.

Üye olmasınlar. Ama partiye oy versinler.

Yanlışlara göz yumuldukça

Yanlış kişilerin peşinden gidildikçe parti kaybediyor.

Ama aslında hem kentler, hem de ülke kaybediyor.

Edirne merkez seçmen sayısı 115450 kişi. Merkez üye sayısı bunun onda biri bile değil. Neden?

Edirne’de iktidar olmak isteyen parti için üye olmayanlardan da oy almak zorunluluğu yok mu?

Bu, her kesimden oy alma kendi partililerini dışlayan, okuduğunu anlamayan, muhakeme edemeyen, genel yönetimle, yerel yönetim görev ve sorumluluklarını bilmeyen ve ayırt edemeyen yapıcı eleştirinin itici gücünün farkında olmayan, ben bilirim diye kasım kasımgezinen, siyasetin uzlaşma değil, medyadan laf sokma yarışı olduğunu zanneden, birlikte yönetmeyi, kapsayıcı yönetim anlayışını lafta ve kandırma için kullanan anlayışlarla mı sağlanacak?

Çorak siyaset nasıl ,verimli olacak?

 

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: