45 SANİYE

28.06.2017

378 Kişi Okumuş

0 Yorum

45 SANİYE

Çocukluğumdan beri hep medya ve sinema sektörüne ilgi duydum.  Yakın çevremdeki arkadaşlarımın birçoğu bilirler ki daha ilkokul sıralarında hep senarist, yazarlık hayalleriyle yanıp tutuşurdum. Liseye geldiğimde yine bu düşüncelerim devam etti. Ülkeme, milletime katkı sağlayabilmek ve işimi daha iyi, farklı nasıl yapabilirim düşüncesi benliğime işlemişti. Lise son sınıfa geldiğimde akademik olarak bir tercih yapmam gerekiyordu ve bende bu tercihimi hayallerini kurduğum iş üzerine yaptım. Nitekim bu tercih beni Konya’ya sürükledi.

Şehre geldiğimde bölümümle alakalı olarak faaliyet göstermek ve kendime bunun üzerine bir şeyler katabilmek adına arayışlarda bulundum. Nitekim 12 Ekim 2016 tarihinde Selçuk Üniversitesi uygulama ve araştırma birimi olan SERATEM bünyesindeki Üniversite Televizyonunda çalışmaya karar verdim. Kendime en uygun olarak yayın birimini gördüm. Kameranın her zaman arkasında olmayı ve asıl hünerin orda olduğunu düşündüm. İlk zamanlarda çok büyük bir bilgi patlaması yaşadım. Ve alanımla ilgili olarak bu kurum kısa zamanda bana çok şey kattı.

Ulusal televizyon kanallarının yayın formatında yayınlarımız yaptığımız bu kurumda gerek haber, spor ve çeşitli programların çekimi, kurgusu, montajı, yayını kısaca kamera önü ve arkası birçok şey gördüm. İşimi zevkle ve üzerine farklı bir şeyler katarak yapmaya çalıştım ancak haberler öyle olmuyordu…

Yine uygulama birimi içerisinden haber merkezimizden muhabir ve spiker arkadaşlarımız ile beraber çalışmaktayız. 7. Ayımı bitirdiğim bu kanalda yaşanan kavga, cinayet, terör, tecavüz ve en önemlisi şehit haberlerinin artık sıradanlaştığını işin içinde olarak çok daha net gördüm. Hepimiz evimizde, iş yerimizde televizyon izliyoruz, haberlere bakıyoruz. Bir şehit haberinin tıpkı nefes vatan sağolsun filminde denildiği gibi 45 saniye olduğunu görmekteyiz. Gerçektende öyle, karşınıza süslü püslü bir kız ya da oğlan spiker kimse o çıkıyor 15 saniye haber metni olan kam’ı okuyor. Üzerine çatışmanın ya da patlamanın yaşandığı bölge 30 saniyelik bir görüntü ile gösterilip geçiliyor.

Benim aklım almıyor. Vatan uğrana canını veren bir insan 45 saniyeliğine bize sunuluyor ve daha sonra unutuluyor. Ben unutamıyorum ve ben bunun yayıncılığını bu kadar basite indirger bir şekilde yaptığım için utanıyorum da. Peki, biz onca vatan evladını toprağa defnederken bu kansız, zihniyetsiz ve karaktersiz insanlar neden utanmamakta, oturdukları koltuklardan kalkıp neden çözüm üretmemekte.

Elbet bu devran dönecek kazanan ve muzaffer olan bizler olacağız. Ancak geride bıraktıklarımız da öylece kalacak. Onca eşini kaybetmiş kadın, yetim kalmış evlat öylece kalacak, eksik derin bir eksikle. Onlar öyle kalınca aslında biz çözüme varmışta olmayacağız. O yetim kalan çocuklar gibi bizde tüm duygularımızı kaybedeceğiz. Bir nevi bizlerde kendi içimizde yetim kalacağız.

Diğer tarafa gelirsek; tek derdi Survivor ya da aşk dizileri olan vatansever, milliyetçi ve cumhuriyetçi halkımıza gelirsek, onlar yine aynı şekilde hayatlarını sürdürüp sorgulama yetilerinin daha da alındığı bir zihniyette yaşamlarına devam edecekler. Sonuç olarak cephede kazansak bile kağıt üzerinde hep yenik kalacağız.

Saygılarımla…

 

Yorum Yap
İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: